- Makaleler

“Ya Hâk Nidası”

Okçunun zikr’i, doğruluk, Tanrı ve gerçek anlamına gelen “Ya Hak”tı.

Eskiden kendisine “kemankeş” (yay çeken, menzil okçularına bu şekilde seslenilirdi) yada “tirendaz” (ok atan, hedef okçularına bu şekilde seslenilirdi) denilen okçu Okmeydanı’ nda esen rüzgarlara bakarak hava gözler, ve “Ya Hak” diye bağırarak okunu var gücüyle uzaklara salardı. Orada bulunanlarda hep bir ağızdan “Ya Hak” diye yüksek sesle karşılık verir, ileride duran ve okun nereye düştüğünü saptamakla görevli olan “havacılar” da “Ya Hak” diye bağrıldığını duyar duymaz harekete geçerlerdi. Ok daha önce kimsenin erişememiş olduğu bir uzaklığa düşmüşse oraya törenle bir “menzil” taşı dikilirdi. Burada asıl amaç tabi ki inançsal yönden ziyade ileride bekleyen havacıları ve meydancıları oka bakmaları için ikaz etmekti. Zira ses hızı okun hızından yüksek olduğu için ok kirişten ayrılır ayrılmaz karşı taraf ikaz edilmiş olmaktaydı. Zira nefes kontrolünün çok önemli olduğu hedef okçuluğunda “Ya Hak!” diye bağırmak görülmüş bir uygulama değildi.
Tekkedeki bir levhada, “Ne heva, ne keman, ne kemankeş, ancak erdiren tiri menziline nida’ yı Ya Hak” yazılmıştır.

Osman Ergin, Türkiye Maarif Tarihi’ nde, son Okçular Şeyhi’yle görüşüp incelemelerde bulunmuş olan M. Cevdet’ e dayanarak şöyle diyor: “Yine Muallim M.Cevdet’ in derin tetkiklerinden öğreniyoruz ki: Okçuların evlerinde “Ya Hak” levhası bulunması şarttı. Ok yere düşünce tüm seyredenler hep bir ağızdan “Ya Hak” diye bağırırlardı…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir